|
|
| Centre Pompidou: Fransa’nın Sanatsal Polemiği | | |
|
| | Pınar Turanlı |
|
|
|
[x] Resim panelini kapat
|
|
|
|
|
|
1969-1974 yılları arasında Fransa’yı yöneten ve hayallerinde hep orijinal bir kültür binası kurmak olan Başkan Georges Pompidou’nun fikir babalığını yaptığı ulusal kültür ve sanat merkezi Centre Pompidou otuz yıldır ziyaretçilerine Avrupa’nın en seçkin modern ve çağdaş eserlerini bir arada sunuyor. 1970’lerde yapılan Centre Pompidou 1977 yılının Ocak ayında kapılarını açtığı ilk günden beri çeşitli sanat sergilerine ev sahipliği yapıyor.
Mimar Renzo Piano ve Richard Rogers’ın strüktürel sistemi dışarıda bırakarak bir ‘dış iskelet’ olarak tasarladıkları ve 20. yüzyılın ruhunu sembolize eden Pompidou, günümüzde estetiği nedeniyle hala Paris’in en çok polemik yaratan binası.
Sanatla dopdolu müzenin sıra dışı ve ilginç tasarımı dışarıdan bakıldığında ziyaretçilere neler çağrıştırmıyor ki:
Eskiden ve gelenekselden hoşlananların bile başını döndüren, kendini sevdiren bir bina!
Çılgınlık?
Çelikten yapılmış, sanki gelecekten gelen bir fabrika?
Bu bir salyangoz!
Yılanlarla dolu bir akvaryum mu?
Sanki henüz monte edilmemiş bir makine veya sonsuza kadar orada öylece duracak bitmemiş bir inşaat alanı.
Boru yığını?
Çirkin bir çekicilik abidesi.
Aklımıza gelmeyen olasılıkların simgesi.
Centre Pompidou’nun tasarımı için 1970 yılında açılan mimari proje yarışmasına göre tasarlanacak yapının disiplinler arası olma, hareket ve akışkanlık özgürlüğünü ifade edebilme ve sergi alanlarına serbest yaklaşımda bulunabilme kriterlerine uyması gerekiyordu. Yarışmayı İtalyan Renzo Piano ve İngiliz tasarımcı Richard Rogers’ın 1960’ların ruhunu yansıtan, sınırlardan arınmış mimari tasarımı kazandı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Yayın tarihi : 24 Haziran 2009 |
|
|
|
|
| |