
Zeki Kocamemi
Mekkare Erleri
|
Ancak bu arada, Meşrutiyet gençlerinin yerini alacak Cumhuriyet gençleri de yetişmektedir. Bunlardan bir kısmı (Mahmut Cuda, Şeref Akdik, Saim Özeren, Elif Naci, Muhittin Sebati, Ali Çelebi, Zeki Kocamemi), Güzel Sanatlar Birliği'ni ve temsil ettiği sanat anlayışını aşma arzusuyla 1923 yılında Yeni Resim Cemiyeti adı altında biraraya gelmekte gecikmemiştir. Bu gençler, 1924'de İstanbul Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü'nde bir sergi açmışlar ve burada yer alan 115 eserin çoğunu Maarif Vekaleti satın almıştır. Bu tutum, devletin genç sanatçılara (Cumhuriyet'in sanatçılarına) desteğini de açıkça ortaya koymaktadır. Genç sanatçıların bu atak girişimleri, düzenledikleri tek sergi ile sınırlı kalmış, 1924 yılından itibaren pek çoğunun burslu olarak Avrupa'ya gitmesiyle grup dağılmıştır.
|
|
Avrupa'ya (büyük çoğunluğu Paris'e) ilk sanatçı grubu 1924 yılında gitmiştir. Bunlardan iki yıl önce Almanya'ya giderek, modern resmin önemli isimlerinden birisi olan Hofmann'ın atölyesinde eğitim alan Ali Çelebi ve Zeki Kocamemi, Türk resminde yeni bir anlayışın ilk temsilcileri olmuşlardır. Onlarla aynı kuşaktan olan heykeltraş Zühtü Müridoğlu, bu yeni anlayışa ilk tepkilerini şu şekilde dile getirir: "Biz Matisse'le Picasso'yla alay ederken7 , Almanya'dan Zeki Kocamemi ve Ali Çelebi geldi. Aklımız büsbütün karıştı. Önce karşı çıktık, sonra sezmeye, anlamaya ve sevmeye başladık. Zeki'yle Ali bizlere yeni sanatın perdesini araladılar."[MÜRİDOĞLU, Zühtü; Zühtü Müridoğlu Kitabı, YKY, İstanbul, 1992, s.85]
Çelebi, Kocamemi ve sonradan onlara katılan diğerleri; Lhote, Leger, Hofmann gibi kübizm sonrası bir resim anlayışını temsil eden ustaların atölyelerine devam etmişler, bunun yanı sıra müzeler, canlı bir sanat ortamı, sergiler, çeşitli sanat yayınları ve hareketli bir kent yaşantısı ile içiçe olmuşlardır. Buradaki eğitimleri, Maarif Vekaleti'nin talebe müfettişleri tarafından denetim altında bulundurulsa da, genç sanatçılar Paris'in bu ortamında sanatçı kimliklerini geliştirme imkanını bulmuşlardır.
1927- 30 yılları arasında yurda dönmeye başlayan sanatçılar (genellikle 3 yıllık burslar alıyorlardı), böylece genç Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşma ideallerini temsil eden modern bir sanat anlayışını beraberlerinde getirmişlerdir. Bu anlayış, Avrupa'nın önemli sanat merkezlerinde yüzyılın hemen başlarında gelişen yenilikçi sanat akımlarının geç yorumlarını içermektedir. Natürmort, manzara, nü, portre ve günlük hayattan sahnelerle zenginleşen konu seçeneklerinin yanı sıra, Avrupa'da izlenimcilik sonrası gelişen sanatsal yaklaşımların bir sentezini ortaya koymuşlardır.
7Müridoğlu aynı anılarında, Namık İsmail'in Akademi müdürlüğü sırasında okula pek çok kitap kazandırdığını ve modern resimle ilk olarak bu kitaplardaki resimler aracılığıyla tanıştıklarını aktarır.
|